top of page

Trafik Kazalarında Maluliyet Raporu Hangi Yönetmeliğe Göre Düzenlenmelidir?

  • Yazarın fotoğrafı: cinarhukukveuyusma
    cinarhukukveuyusma
  • 10 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Hukuk Genel Kurulu'ndan Uygulamaya Yön Veren Önemli Karar

Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zarar davalarında en önemli delillerden biri maluliyet raporudur.

Ancak uygulamada sıkça şu soruyla karşılaşılmaktadır:

Maluliyet oranı hangi yönetmeliğe göre belirlenmelidir?

Özellikle farklı tarihlerde yürürlüğe giren yönetmelikler nedeniyle aynı olay hakkında farklı maluliyet oranları ortaya çıkabilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.03.2025 tarihli bu kararı, uygulamadaki bu tereddüdü önemli ölçüde gidermektedir.

Mahkeme Kararının Özeti

Davacı, trafik kazasında yaralanması nedeniyle;

  • sürekli iş göremezlik,

  • geçici iş göremezlik

tazminatı talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, maluliyet oranını Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak hazırlanan rapora göre belirlemiş ve bu raporu hükme esas almıştır.

Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu yaklaşımı doğru bulmamıştır.

Dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiş ve Kurul da Özel Dairenin görüşünü benimsemiştir.

Kurula göre;

10.04.2016 tarihinde meydana gelen kazada uygulanması gereken mevzuat, olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'tir.

Bu nedenle farklı yönetmeliğe göre düzenlenen maluliyet raporu hükme esas alınamaz.

Dosyada yeniden uygun yönetmeliğe göre rapor alınması gerektiğine karar verilmiştir.

Kararın Ortaya Koyduğu Hukuki İlke

Kararın temel ilkesi oldukça nettir:

Bedensel zararın tespitinde uygulanacak mevzuat, davanın açıldığı tarihe değil, kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenmelidir. 

Bu ilke yalnızca maluliyet raporlarını değil;

  • iş göremezlik oranını,

  • aktüerya hesaplarını,

  • tazminat miktarını

doğrudan etkilemektedir.

Kararın Dikkat Çeken Noktaları

1. Doğru rapor kadar doğru yönetmelik de önemlidir.

Bir rapor;

  • Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanmış olabilir,

  • ayrıntılı olabilir,

  • bilimsel olabilir.

Ancak yanlış yönetmelik uygulanmışsa hükme esas alınamaz.

2. Hukuk Genel Kurulu "kaza tarihi" ilkesini benimsedi.

Kararda açıkça;

Haksız fiilden doğan zararların hesabında fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat esas alınmalıdır.

denilmektedir.

Bu kararın en önemli yönü budur.

3. Hukuki güvenlik ilkesi vurgulandı.

HGK dikkat çekici bir gerekçe kullanıyor.

Aynı tarihte yürürlükte bulunan farklı yönetmeliklerin bulunması,

mahkemelerin istediği yönetmeliği seçebileceği anlamına gelmez.

Aksi;

  • hukuki güvenliği,

  • öngörülebilirliği,

  • istikrarlı yargı uygulamasını

ortadan kaldıracaktır.

4. Aktüerya raporu da değişebilir.

Maluliyet oranı değiştiğinde;

  • sürekli iş göremezlik,

  • geçici iş göremezlik,

  • ekonomik gelecek kaybı

hesapları da yeniden yapılacaktır.

Dolayısıyla yanlış yönetmeliğe göre alınan tek bir sağlık raporu, tüm tazminat hesabını değiştirebilir.

Sigorta Hukuku Açısından Kararın Önemi

Bu karar, sigorta hukukunda yalnızca teknik bir rapor tartışmasını çözmemektedir.

Aynı zamanda şu mesajı vermektedir:

Gerçek zarar doğru belirlenmeden doğru tazminat hesaplanamaz.

Gerçek zarar ise ancak;

  • doğru sağlık raporu,

  • doğru yönetmelik,

  • doğru aktüerya hesabı

ile belirlenebilir.

Uygulamacılar İçin Çıkarılabilecek Sonuçlar

Bedensel zarar davalarında şu hususlar mutlaka kontrol edilmelidir:

  • Kaza tarihi nedir?

  • O tarihte hangi yönetmelik yürürlüktedir?

  • Sağlık kurulu raporu doğru mevzuata göre hazırlanmış mıdır?

  • Raporu hazırlayan kurul denetime elverişli gerekçe göstermiş midir?

  • Aktüerya raporu doğru maluliyet oranını esas almış mıdır?

Bu soruların herhangi birine olumsuz cevap verilmesi, hükmün bozulmasına neden olabilir.

Sonuç

Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararı, yalnızca hangi yönetmeliğin uygulanacağını belirleyen teknik bir karar değildir.

Kararın asıl önemi;

bedensel zarar davalarında gerçek zararın doğru tespit edilmesinin, doğru mevzuat uygulanmasına bağlı olduğunu açıkça ortaya koymasıdır.

Karar şu temel ilkeyi benimsemektedir:

"Maluliyet raporları, kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre düzenlenmelidir. Yanlış yönetmeliğe göre hazırlanan rapor hükme esas alınamaz."

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Vekilin İbra Yetkisi Yoksa İbraname Geçersiz midir?

Hukuk Genel Kurulu'ndan Sigorta Hukukunu Yakından İlgilendiren Önemli Karar Sigorta hukukunda tazminat ödemeleri çoğu zaman "ibraname" ile birlikte yapılmaktadır. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan s

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Twitter
bottom of page