top of page

Ticaret ve Şirketler Hukuku

​

Bir şirketin hukuki ihtiyaçları yalnızca dava veya icra takibi ortaya çıktığında başlamaz. Şirketin kuruluşundan sözleşmelerine, ortaklık yapısından çalışanlarıyla ve müşterileriyle kurduğu ilişkilere kadar birçok işlem hukuki sonuç doğurabilir.

​

Bu nedenle ticaret ve şirketler hukukunda önemli olan yalnızca ortaya çıkan uyuşmazlığın çözülmesi değil, uyuşmazlığın mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önce öngörülmesi ve hukuki risklerin yönetilmesidir.

​

Şirketler Hangi Konularda Hukuki Sorunlarla Karşılaşabilir?

Şirketlerin günlük faaliyetleri sırasında;

  • ticari sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi,

  • şirket kuruluşu ve esas sözleşme düzenlemeleri,

  • ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar,

  • pay devri ve sermaye işlemleri,

  • genel kurul ve yönetim kurulu kararları,

  • şirket yöneticilerinin sorumluluğu,

  • ticari alacak ve borç ilişkileri,

  • distribütörlük, bayilik, tedarik ve hizmet sözleşmeleri,

  • haksız rekabet,

  • şirket birleşme, bölünme ve yeniden yapılanma süreçleri,

  • ticari uyuşmazlıklar, dava ve icra takipleri

gibi farklı hukuki konular gündeme gelebilir.

​

Şirketin faaliyet gösterdiği sektöre göre iş hukuku, tüketici hukuku, kişisel verilerin korunması, sigorta hukuku veya idare hukuku gibi farklı alanların da birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

​

Önleyici Hukuk Şirketler Açısından Neden Önemlidir?

​

Bir ticari uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra hukuki yollara başvurulması mümkündür. Ancak şirketler açısından bazı hukuki sorunların henüz ortaya çıkmadan önce tespit edilmesi daha büyük önem taşıyabilir.

​

Örneğin bir sözleşmedeki belirsiz hüküm, ödeme ve teslim koşullarının yeterince açık düzenlenmemesi veya ortakların hak ve yükümlülüklerinin başlangıçta belirlenmemesi ilerleyen dönemde ciddi uyuşmazlıklara dönüşebilir.

​

Önleyici hukuk yaklaşımında amaç; şirketin faaliyetlerini inceleyerek olası hukuki riskleri önceden belirlemek ve gerekli hukuki düzenlemelerin zamanında yapılmasını sağlamaktır.

​

Bu kapsamda;

  • şirketin kullandığı sözleşmelerin incelenmesi,

  • yeni ticari ilişkilerin hukuki açıdan değerlendirilmesi,

  • şirket içi süreçlerin mevzuata uygunluğunun kontrol edilmesi,

  • ortaklar ve yöneticiler arasındaki hukuki ilişkilerin düzenlenmesi,

  • çalışan, müşteri, tedarikçi ve iş ortaklarıyla kurulacak ilişkilerde hukuki çerçevenin belirlenmesi

önleyici hukukun önemli uygulama alanları arasındadır.

Amaç her ticari riski ortadan kaldırmak değil, şirketin karşılaşabileceği hukuki riskleri mümkün olduğunca önceden görebilmesini ve kararlarını bu riskleri bilerek alabilmesini sağlamaktır.

​

Şirketlerin Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Her şirket için avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bununla birlikte 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca belirli anonim şirketler ile belirli yapı kooperatifleri sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.

2026 yılı itibarıyla anonim şirketler için asgari esas sermaye 250.000 TL'dir. Buna bağlı olarak, esas sermayesi bunun beş katı olan 1.250.000 TL veya üzerinde bulunan anonim şirketler sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğü kapsamındadır. Ayrıca üye sayısı 100 veya daha fazla olan yapı kooperatifleri bakımından da sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu yükümlülüğe aykırılık hâlinde kanunda idari para cezası öngörülmektedir.

Ancak bir şirketin avukatla çalışmasının önemi yalnızca kanuni zorunluluktan kaynaklanmaz. Düzenli hukuki danışmanlık; sözleşmelerin hazırlanmasından şirket kararlarının değerlendirilmesine, ticari ilişkilerden olası uyuşmazlıklara kadar şirketin hukuki risklerinin erken aşamada belirlenmesine yardımcı olabilir.

​

Bir Ticari Uyuşmazlık Ortaya Çıktığında İlk Olarak Ne Yapılmalı?

​

Bir şirket hukuki bir sorunla karşılaştığında öncelikle olayın ve ticari ilişkinin bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Sözleşmeler, faturalar, teslim belgeleri, ticari defter ve kayıtlar, e-postalar, ihtarnameler ve taraflar arasındaki diğer yazışmalar korunmalıdır.

Ayrıca uyuşmazlığın;

  • hangi sözleşmeden veya ticari ilişkiden kaynaklandığı,

  • karşı tarafın yükümlülüğünün ne olduğu,

  • şirketin hangi yükümlülüklerini yerine getirdiği,

  • talep edilen hak veya alacağın niteliği,

  • başvuru, zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunup bulunmadığı,

  • dava öncesinde arabuluculuk veya başka bir başvuru yolunun gerekip gerekmediği

birlikte değerlendirilmelidir.

​

Ticari uyuşmazlıklarda yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra yapılacak işlemler değil, şirketin daha önce oluşturduğu sözleşme ve kayıt düzeni de uyuşmazlığın sonucunda önemli rol oynayabilir.

​

Sürekli Hukuki Danışmanlık

Şirketler bakımından hukuki danışmanlık, yalnızca açılmış davaların takip edilmesinden ibaret değildir.

Şirket yönetiminin alacağı kararların, imzalanacak sözleşmelerin ve kurulacak yeni ticari ilişkilerin hukuki sonuçlarının işlem yapılmadan önce değerlendirilmesi mümkündür.

Düzenli hukuki danışmanlık ile amaç; şirketin günlük faaliyetlerinin hukuki boyutunu takip etmek, karşılaşılabilecek riskleri erken aşamada belirlemek ve uyuşmazlık ortaya çıktığında şirketin sahip olduğu hukuki seçenekleri değerlendirmektir.

Her şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı ve ticari ilişkileri farklı olduğundan hukuki ihtiyaçların da şirket özelinde değerlendirilmesi gerekir. Burada yer alan bilgiler genel değerlendirme niteliğinde olup, somut olaylar için avukatınıza danışınız.

Ticari mal tesliminde teslim belgesinin imzalanması ve teslimin ispatı
bottom of page