top of page

Balda HMF Değeri Yüksek Çıktı: İdari Para Cezası ve Şirketlerin Sorumluluğu

18 Eyl
4 dakikada okunur

Bal analizi sonucunda HMF değerinin mevzuatta öngörülen sınırı aştığının bildirilmesi, üretici ve satıcılar açısından önemli bir soruyu gündeme getirir: Bu sonuç ne anlama gelir ve uygulanan idari para cezası hangi yönlerden değerlendirilmelidir?

HMF yüksekliğiyle ilgili bir dosyada analiz sonucu, ürünün türü, numune alma koşulları ve işletmenin faaliyet alanı birlikte incelenmelidir. Balın kodekse uygunluğu ile belirli bir işletmenin cezai nitelikteki idari yaptırımdan sorumlu tutulması, birbirini tamamlayan fakat ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken konulardır.

HMF nedir, balda neden yükselir?

HMF, hidroksimetilfurfural adlı bileşiğin kısaltmasıdır. Balın içerdiği şekerlerin dönüşümüyle oluşabilir. Isıl işlem ve depolama koşulları HMF miktarını etkileyebilir; bu nedenle HMF, balın kalite değerlendirmesinde kullanılan göstergelerden biridir. Sıcaklık ve depolama süresinin balın özelliklerine etkisi deneysel araştırmalarda da incelenmiştir.

HMF yüksekliği, tek başına bala şeker şurubu veya başka bir madde katıldığını kanıtlamaz. Dolayısıyla analizdeki her HMF uygunsuzluğu doğrudan “sahte bal” olarak adlandırılmamalıdır. Bununla birlikte, dışarıdan madde katılmamış olması da ürünün bütün mevzuat şartlarını sağladığı anlamına gelmez. Doğal bir ürünün kalite kriterlerine aykırı hâle gelmesi mümkündür.

Balda HMF sınırı nasıl değerlendirilir?

Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nin 5. maddesi, Tebliğ kapsamındaki balların Ek-1’deki kriterlere uygun olmasını öngörür. İncelenen iki yargı kararında, uyuşmazlığa konu ballar bakımından uygulanan HMF üst sınırı 40 mg/kg olarak belirtilmiştir.

Ancak değerlendirmeye doğrudan sayısal karşılaştırmayla başlanmamalıdır. Önce ürünün hangi bal kategorisinde piyasaya sunulduğu ve bu kategoriye hangi kriterlerin uygulandığı belirlenmelidir. Tebliğ’de ayrıca tanımlanan fırıncılık balı gibi ürünler yönünden özel hükümler de incelenmelidir. Sofralık olarak piyasaya sunulmuş bir ürünün sonradan farklı adlandırılması, önceki piyasaya arzın hukuka uygunluğunu kendiliğinden sağlamaz.

HMF yüksekliği neden idari para cezasına konu olur?

5996 sayılı Kanun’un 21. maddesinin beşinci fıkrası, gıda kodeksine aykırı ürünlerin üretilmesini, işlenmesini ve piyasaya arzını yasaklar. Aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, bu yasağa aykırılık için idari para cezası öngörür. Bal Tebliği’nin 17. maddesi de yaptırım bakımından 5996 sayılı Kanun’a gönderme yapar.

Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, HMF uygunsuzluğunun kodekse aykırılık oluşturduğu tespit edilirse idari para cezası gündeme gelebilir. Bu yaptırım için mutlaka bir tüketicinin zarar gördüğünün ortaya konulması aranmaz.

Ürünün insan sağlığı bakımından risk oluşturması ise ayrıca değerlendirilmelidir. Kanun’un 40/1-d hükmünde bu durum için piyasadan toplatma ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi de düzenlenmiştir. HMF sınırının aşılması ile sağlık riski bulunduğu sonucuna otomatik olarak aynı anlam yüklenmemelidir.

Ceza tutarı belirlenirken kanun metnindeki temel rakamın yanında, Kabahatler Kanunu’nun 17/7. maddesindeki yeniden değerleme düzenlemesi ve fiilin işlendiği dönemde uygulanacak tutar dikkate alınmalıdır. Bu nedenle kanunda görülen temel tutar, güncel ceza tutarı olarak aktarılmamalıdır.

Numune alınırken sıcaklık neden önemlidir?

Bal Tebliği bu konuda açık bir hüküm içerir: 17. maddenin ikinci fıkrasına göre HMF ve diastaz sayısına ilişkin değerlendirmelerde ortam sıcaklığı ölçülerek işlem yapılır.

Tebliğ’in 14. maddesi ise paketleme veya dolum noktasından tüketiciye ulaşmasına kadar balın doğrudan güneş ışığından korunmasını ve 25 °C’yi aşmayacak şekilde muhafaza edilmesini öngörür. Temiz, kuru ve yabancı kokulardan uzak muhafaza da bu yükümlülüğün parçasıdır.

Bu nedenle HMF dosyasında yalnızca laboratuvar raporuna bakılması yeterli değildir. Numunenin nereden ve ne zaman alındığı, ortam sıcaklığının ölçülüp ölçülmediği ve bu tespitin nasıl kaydedildiği de incelenmelidir. Numunenin laboratuvara ulaştırılma ve analiz öncesi muhafaza koşulları hakkında somut bir tereddüt varsa ilgili kayıtlar değerlendirmeye alınmalıdır.

Sıcaklık ölçümünün yapılmaması, Tebliğ’deki açık yükümlülük yönünden önemli bir itiraz konusu olabilir. Bunun her olayda kendiliğinden cezanın kaldırılmasını sağlayacağı ise söylenemez; eksikliğin niteliği ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilir.

HMF yüksekliği nedeniyle uygulanan idari para cezalarına ilişkin olaylarda, sıcaklığa bağlı olarak analiz değerlerinin değişebileceği savunulmuş olsa da; numune alınırken ortam koşulları ve sıcaklık değerlerinin tutanakla kayıt altına alındığı, koşulların ürün açısından uygun bulunduğu belirtilmiş ise bu durumda ileri sürülen itirazlar karara etki edecek şekilde dikkate alınmayabilir.

Sıcaklığın HMF üzerindeki etkisine ilişkin genel bir açıklamanın tek başına yeterli görülmemektedir. İtirazın, mümkün olduğunca incelenen ürün ve partiyle bağlantılı kayıtlarla somutlaştırılması gerekir.

Üretici, paketleyici ve satıcının sorumluluğu aynı mı?

5996 sayılı Kanun’un 22/1. maddesi, gıda işletmecilerinin kendi faaliyet alanlarının her aşamasında mevzuat şartlarını sağlamasını ve bunu doğrulamasını ister. Bu nedenle değerlendirme yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı tutulamaz. Paketleme, depolama, taşıma ve satış süreçleri de önem taşır.

Üretici yönünden üretim ve ısıl işlem kayıtları; paketleyici yönünden kabul, işleme ve dolum koşulları; dağıtıcı veya satıcı yönünden ise teslim alma ve muhafaza kayıtları incelenebilir. İnceleme, her işletmenin somut faaliyeti ve yükümlülükleriyle ilişkilendirilmelidir.

“Ürünü ben üretmedim” açıklaması, satıcının sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde ürünün başka bir işletmede tespit edilmesi de üreticinin sorumluluğunun bulunmadığını kendiliğinden göstermez. Uygunsuzluğun kaynağı, her işletmeye isnat edilen fiil ve bunu destekleyen deliller belirlenmelidir.

Kabahatler Kanunu bu değerlendirmeye ne ekler?

Kabahatler Kanunu’nun 9. maddesine göre, kanunda açıkça aksi düzenlenmedikçe kabahatler hem kasten hem de taksirle işlenebilir. Bu nedenle “bilerek yapılmadığı” savunması tek başına yeterli olmayabilir. Gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği de değerlendirilmelidir.

Kanun’un 8. maddesi, şirketin organı, temsilcisi veya faaliyeti kapsamında görev üstlenen kişinin görevi çerçevesinde işlediği kabahat nedeniyle tüzel kişiye de yaptırım uygulanabilmesini düzenler. Şirket hakkında ceza verilmesi değerlendirilirken bu bağlantı ve özel kanundaki işletmeci yükümlülükleri birlikte ele alınmalıdır.

  1. madde uyarınca yaptırım kararında fiil ve deliller açıkça gösterilmeli; fiilin işlendiği yer ve zaman açıklanmalıdır. Dolayısıyla rapordaki uygunsuzluğun hangi ürünle, hangi faaliyetle ve hangi muhatapla ilişkilendirildiği karar ve dayanak belgelerinden anlaşılabilmelidir.

Ceza tebliğ edildiğinde hangi belgeler incelenmeli?

İlk olarak yaptırım kararı ve tebligat birlikte incelenmeli, başvuru süresi belirlenmelidir. Yalnızca idari para cezasına ilişkin olağan başvuru yolu bakımından Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi değerlendirilir; aynı işlem kapsamında başka kararların bulunmasının görevli yargı merciine etkisi ayrıca kontrol edilmelidir. Analiz sonucuna yönelik teknik itiraz ile idari para cezasına karşı yargısal başvuru birbirine karıştırılmamalıdır.

Dosya hazırlanırken özellikle şu belgeler birlikte ele alınmalıdır:

  • Resmî kontrol ve numune alma tutanakları ile ortam sıcaklığı kayıtları.

  • Analiz raporu; kullanılan yöntem, birim ve uygunluk değerlendirmesi.

  • Şahit numune ve analiz sonucuna itiraz sürecine ilişkin belgeler, uygulanabildiği ölçüde.

  • Ürünün etiketi, parti numarası, üretim ve dolum bilgileri.

  • Aynı partiyle ilişkilendirilebilen işletme analizleri, sevk ve teslim belgeleri.

  • Isıl işlem, depolama, taşıma ve sıcaklık takip kayıtları.

Bir başka partiye ait uygun analiz raporu, incelenen partinin de uygun olduğunu tek başına göstermez. Üretim çıkışında alınan uygun sonuç da ürünün sonraki bütün aşamalardaki durumunu kesin olarak kanıtlamaz; ancak sorumluluğun değerlendirilmesinde diğer kayıtlarla birlikte anlam taşıyabilir.

İşletmeler açısından uygulanabilir yaklaşım, üretimden satışa kadar ürün ve partiyle bağlantılı kayıt tutulmasıdır. Bu kayıtlar hem uygunsuzluğun önlenmesine hem de bir denetim sonrasında olayın teknik ve hukuki yönlerinin somut olarak açıklanmasına yardımcı olur.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page